script src='http://ajax.googleapis.com/ajax/libs/jquery/1.2.6/jquery.js' type='text/javascript'/>

...

...
A´dan Z´ye… ا´den ي´ye… Beşikten mezara kadar öğrenilmesi gereken, kadın-erkek tüm Müslümanlara farz olan ve sonu Cennete varan bir yoldur Ilim…

Esma'ul Hüsna 77 ve 78. İsm-i Şerifleri

Esma'ul Hüsna 77 ve 78. İsm-i Şerifleri
 

Bugün Allah için ne yaptın?



Cümlelerim var benim.  

 Gölgem gibi, eski bir dost gibi, uzaktan bir tanıdık gibi, vuslatsız sevgili gibi, gerçek bir arkadaş gibi cümleler… 

Kimisi çıkar gelir bir gece vakti, çalar kalbimin kapısını. Yatıya geldiği her hâlinden bellidir ama uyuyacak bir yer istemez. Uyutmamaya gelmiştir zira. Koyarız çayları, ezanlar okunana kadar muhabbet ederiz. Söyledikleriyle beni sessiz sessiz ağlatanı da vardır bu dostlarımın, susup ağlayarak derdini gözyaşlarıyla anlatanı da.  

 
Kimisi havalıdır, öyle fakirhaneye falan tenezzül etmez. Dışarıda bir yerlerde buluşuruz. Atar ayak ayak üstüne, ne hâl sorar ne hatır, doğrudan girer mevzuya. Her kelimesi bir yumruk gibidir, sarsar, kendime getirir beni. Söyleyecekleri biter bitmez, espressosundan son bir yudum alır, kalkar gider. Bir “Allah'a ısmarladık”ı bile yoktur. Kalakalırım orada öylece, dayak yemiş gibi.  

 Cümlelerim var benim. 

 Bazısı kalbimin dua dua atmasını bekler, gelmek için. Zariftir, mütebessimdir, çiçeksiz gelmez. Her defasında da başka bir surette gelir. Kalbime dil olur, yakarırız birlikte. Yüzündeki nur çizgilerden anlarım, daha evvel nice güzel insanın kalbine dudak olduklarını. Sevdiklerimden bir haber soracak olurum, ona da uğradın mı hiç diyecek olurum, birden kaybolur giderler. Ser verir sır vermez derler ya, işte öyle.

 Bazısının gitmeye hiç mi hiç niyeti yoktur. Benden bir parça mübarek. Gitmemekte haklıdır, gitmemek hakkıdır, gitsin de istemem zaten. Ruhum bedenimle tanışmadan evvel tanışmışız hazretle. Uyusam uyansam, ağlasam gülsem, çalışsam dinlensem hep benimle. Ahde vefa koydum adını. Allah'tan konuşmayı pek sevmez, mütemadiyen sükût içre. Zaten şöyle bir yüzünü göstermesi yeter, ne diyeceği bellidir belalı ezberimin. 

 Yüzünü kendi kelimeleriyle peçeleyerek gelenler var bir de. Onlara aşığım. Ürkek kuşlarım benim. Yüzlerini görmedim ama bakışları yetti beni benden almak için. Gel derim gelmezler, “yüzünü bir kez göreyim” derim kalkar giderler, “kaldırma nikâbını, bakışlarına razıyım” derim, başlarını çeviriverirler. Nazlıdırlar, niyazım bitmesin diye artırırlar nazlarını gün be gün. Diz çöker, beni benden almaların yetmedi mi diye sitem ederim, işveyle göz kırpar, “sende sen varken senin olmam” deyip kanatlanırlar geldikleri diyara. 

 Cümlelerim var benim. 

 Varlığı kendileriyle yorumladığım, kendileriyle var olduğum, varlıklarıyla kendim olduğum.  

 Kadim dostlarım, hırçın arkadaşlarım, nazlı sevgililerim, cümlelerim var benim. 

 Ve ben geçen gün onlardan birisiyle kavga ettim. 

 Basit bir kıskançlık mevzuu. Kendisini bir başka cümleyle değiştirmek istediğimi fark edince yıktı ortalığı haspam. Ne dedimse izah edemedim durumu. “Sen benim ilk göz ağrımsın” dedim, “sen olmasaydın bu cümle asla benim aklıma gelmezdi” dedim, “onu söyledikçe herkes seni hatırlayacak” dedim. Ne dedimse kâr etmedi, kabul ettiremedim bir türlü.

 Başını yastığa koyduğunda yıllardır yanında hep ben vardım diyor. Sana gülümseyebilmek için bir takvim yaprağına yazıldım, minibüslerin camlarından göz kırptım sana, sen beni unutma diye sosyal medyaya bile düştüm, şimdi bu yaptığın bana revâ mı diyor. 

 Kalabalık bir yerdeyiz bir de. Herkes döndü bize bakıyor. Sus diyorum susmaz. Kelimeler kendi aralarında fısıldaşmaya başladı, diğer cümleler kibirle burun kıvırıyorlar, heceler pis pis sırıtıyor, harfler korktu sağa sola kaçışıyorlar, ortalık curcunaya döndü. Hayır, hiç birisi umrumda değil de, yeni cümle 'Allah'ım ben nereye geldim, nasıl bir kalbe düştüm?' der gibi oturuyor yanımızda, ağladı ağlayacak. 

 Onu mu teselli etsem, diğerini mi sustursam bilemedim.  

 Çare belli aslında da, yiğit lazım o işe. Bulacaksın bir üçüncü cümle, ilki ikinciye dönüp; “sana da oh oldu, bak nasılmış” diyecek, ikinci üçüncüye duyduğu öfkeyle, ilkiyle can ciğer kuzu sarması olacak, üçüncü bu adamın sağı solu belli olmaz deyip haddini bilecek ama olmayınca olmuyor işte. 

 Neyse başınızı ağrıtmayayım, en sonunda çareyi şöyle bulduk: Kendisinden özürle bahseden bir yazı yazacağım, diğer arkadaşlarına haksızlık olmasın diye bütün cümlelerime bir güzelleme de olacak bu yazıda, yeni cümleyi de yazının en sonunda –eğer çok istiyorsam- kısaca söyleyip geçeceğim. O da bana hakkını helâl edecek. Anlaşmamız bu.

 Bu yazının niçin yazıldığı böylece anlaşıldıysa, sevgili cümlemden özrümü dileyeyim müsaadenizle. 

 Huzurunuzda, senelerce can yoldaşım olan, hemen her gece muhasebemin zarif edalı parolası, nice güzelliğin hamurunu birlikte yoğurduğumuz, hayatıma anlam katan 'Bu gün Allah için ne yaptın?' cümlesine teşekkür ediyor ve kendisinden özür diliyorum. 

 Kendisine söz verdiğim üzere, diğer cümleyi –kısaca- söylemeyi yazının sonuna bırakıyor, bizi bu noktaya kadar getiren sebepleri mesele anlaşılsın diye arz etmek istiyorum. 

 Bu dünya fânidir, bitecek bir gün. Asıl olan ahiret yurdudur. Dünyaya ahiret azığımızı toplamaya geldik. Kefenin cebi yok, yanlış ifade. Kefenin cebi var. Allah için yapılan her bir amel-i sâlih, bir ahiret akçesi. Kefenin cebi o akçelerle dolmak için var. 

 'Bugün Allah için ne yaptın?' suali, işte bu şuur ve farkındalığın tılsımlı çilingiri. Hatırladığımız anda kendimize çeki düzen vermeye, günün o ana kadar geçen vakitlerini muhasebe etmeye, sonrası için kalbî bir teyakkuza muhteşem bir davet.

 Gün içerisinde hiç değilse bir tek şeyi Allah için yapmış olmak iman alâmeti olarak yeter insana. Ancak imanın kemâlâtına tâlip olan kişi, attığı adımdan aldığı nefese kadar gününü dolduran her bir şeyi Allah için yapmaya memurdur. 

İş bu sebepten, kul olmak derdine düşenler başını yastığa koyunca, Allah için yaptıkları bir ameli hatırlayıp, onunla teselli bulmak yerine, geride kalan bütün bir günü anlara bölüp, didik didik ederek muhasebelerini şu yakıcı soruyla destanlaştırırlar: 

Bu gün neyi Allah için yapmadım?
 
Serdar Tuncer
Kaynak: http://www.yenisafak.com/yazarlar/serdartuncer/bugun-allah-icin-ne-yaptin-2028971
 

Allah-u Teâlâ'nın Kendileri İle Dua Edilmesini En Çok Sevdiği İsm-i Şerifler

Allah-u Teâlâ'nın Kendileri İle Dua Edilmesini En Çok Sevdiği İsm-i Şerifler
 


 
Lalegül Dergisi
 

Her Ayin, Özellikle de Safer Ayinin Başında Okunarak Korkulardan Kurtulmaya, Zelil Durumdan Aziz Olmaya Vesile Olacak Acayip Bir Dua

Her Ayin, Özellikle de Safer Ayinin Başında Okunarak Korkulardan Kurtulmaya, Zelil Durumdan Aziz Olmaya Vesile Olacak Acayip Bir Dua
 

SAFER AYININ VAZIFELERI - Namazları

SAFER AYININ VAZIFELERI - Namazları
 
 
Lalegül Dergisi
 
 
1 9