script src='http://ajax.googleapis.com/ajax/libs/jquery/1.2.6/jquery.js' type='text/javascript'/>

...

...
A´dan Z´ye… ا´den ي´ye… Beşikten mezara kadar öğrenilmesi gereken, kadın-erkek tüm Müslümanlara farz olan ve sonu Cennete varan bir yoldur Ilim…

KEHF SURESİ FAZİLETLERİ




Bu sûre hakkında Allah'ın sevgilisi birçok müjdeler vermişlerdir. Onun mübarek sözlerinden bazıları şöyledir:


«Kim Kehf sûresinin evvelinden on âyet ezberlerse, Dec-câl'in şerrinden korunur.» (110)


«Kim Cuma günü Kehf sûresini okursa, iki cuma arasında ona nurdan bir ışık yakılır.» (111)

Biliyorsunuz ki, Kur'ân-ı Kerîm bir nûr ve ışık çağlaya-nıdır. Onu okuyan insanın da gönül ocağı ilâhî nurlarla dolar. Bu nurun verdiği ilâhî aydınlık devam edip gider... Öyle ki, bu saadetin ufkuna ermeye de imkân yoktur,..

Kur'ân-ı Kerîm'in nurunun ne kadar büyük ve kuvvetli olduğunu hayâl etmeye takat yetmez... Abdullah ibn-i Ömer (radıyallahü anh) den; ResûlüUah (sallâllahü aleyhi vesel-lem) şöyle buyurdular:


Kim Cuma günü Kehf sûresini olcursa, onun ayaklarının altmdan göklerin tavanına kadar bir nûr yükselir. —Bu nûr— kıyamet gününde onu aydınlatır. Ve onun iki cuma arasında meydana gelen bütün günahları afvedilir.» (112)

Dikkat buyurunuz. Hadîs-i şerîfde:

— ... Göklerin tavanına kadar...

Buyurulmaktadır ki, gerçekten dikkate değer. Göklerin bir hududu ve tavanı olmadığına göre, Kur'ân nurunun hayâl edilemiyecek kadar büyük ve hudutsuz olduğu anlatılmak istenmektedir... Kur'ân'ın ilâhî nurunun faydası sadece dünyaya ait olmayıp âhiretî de aydınlatmasıdır. Bu nûr, o dehşetli günde sahibini aydınlatacaktır...

Ne var ki, bu büyük müjdeye herkes nail olamaz. Ancak her Cuma günü Kehf sûresini tilâvete devam edenler saadete ve devlete ereceklerdir. Zaten Kur'ân-ı Kerîmi yanık gönüllerle okuyanlar ve onun nuruna pervane olanlar kıyamette Kur'ân'm şefaatine mazhar olacaklardır.

Evet:

İlâhî bin hakikat aksettirmede Kur'ân, Sen onun feyzine er, sen onun aşkına yan!..

Sahâbîlerden Ebû Saîd el-Hudrî (radıyallahü anh) den; Allah'ın Resulü buyurdular ki:

«Kim Kehf sûresini okursa, bulunduğu yer ile Mekke arası kendisi için bu okuma sebebiyle aydınlanıp nûr olur; kim Kehf sûresinin sonundan on âyet okursa, sonra da Dec-eâl çıksa, artık ona zararı dokunmaz.» (113)

Hazret-i Âişe (radıyallahü anhâ) validemizin rivayetine göre, bir gün nebiler imamı sahâbîlerine dediler ki:

«Azamet ve ululuğu yer ile gök arasını dolduran sûreyi size haber vereyim mi? Bu sûreyi yazana da yine yer ile gök arasının dolusu ecir vardır. Kim onu cuma günü okursa, iki cuma arasında (işlediği küçük günahları) ve üç gün fazlası mağfiret olunur... Kim o sûrenin son beş âyetini uyuyacağı zaman okursa, gece dilediği saatte Allah onu uyandırır.»

Sahâbîler gönülden çırpınarak sordular:

— (O sûre) hangisidir, ey Allah'ın Resulü? İnsanlığın efendisi buyurdular ki:


— O, Kehf süresidir! (114)

Berâ bin Âzib (radıyallahü anh) den:

— Sahâbîlerden biri (Üseyd ibn-i Hudayr) bir gece Kehf sûresini okuyordu. Evinde de bir atı vardı. Bu sırada at ürkmeye, şahlanmaya başladı. Bunun üzerine Üseyd (ellerini ulvîlik âlemlerine kaldırıp): Yâ Rabbî, dedi; sen âfetten koru!.. O dem Üseyd'i duman gibi bir şey yahut bir bulut kapladı...

(Sabah olur olmaz) Üseyd nebiler serverinin huzuruna can attı ve hâdiseyi anlattı... Varhğm sebebi olan Cenâb-ı Peygamber (sallâllahü aleyhi vesellem) buyurdular ki:


«Oİ£U ey kişi!.. Durma oku!.. (Bu tecellîyi ganimet bilerek her gece yüce Rabbinin kitabmı oku). Çünkü o bulut gibi görülen şey sekine idi. (AUah'm sekîneti, vakarı, rahmetini taşıyan bir yaratığı idi). Kur'ân-ı Kerîm dinlemek için yahut Kur'ân'ı tebcil için inmişti.» (115)

Sahâbîler sarayının eşsiz sultanı ve Allah Resûlü'nün ha-. lifesi Hazret-i Ömer (radıyallahü anh) den; Nebiyy-i Muhterem şöyle buyurdular:

— [Bana kesinlikle vahyedildi kî, kim herhangi bir gecede:


«Kim Rabbine kavuşmayı ümit ve arzu ediyorsa güzel bir amel işlesin ve Rabbine ibâdette (hiçbir kimseyi ve hiçbir şeyi O'na) ortak tutmasm.»

Ayetini okursa, bu okuyuş kendisi için Aden-i Ebyen'den Mekke'ye kadar (olan mıntıkayı aydınlatan) içi meleklerle dolu bir nûr olur.] (116)

Demek oluyor ki, Kur'ân'la hemdem olanlar dâimi bir nûr içindedirler. Nûr deryasında yüzen bir adamın kötülüklere ve bâtıla meyletmiyeceği de bir gerçektir. Sûre-i Kehf-in evvelinden veya sonundan on âyet okumanın Deccâl'in şerrinden koruması, mezkûr sûrenin ilk âyetleri birçok acâib ve garaibi ihtiva ettiğindendir. Bu âyetleri okuyup mânâlarım ciüşünenler elbette Deccâl'in fitnesine kapılmaz ve bâtılın peşinde koşmazlar. Her lâhza Allah'ın davetinde, îmanın mihverinde, Kur'ân'm gölgesinde olurlar...


Bismillâhirrahmânirrahîm.

1 — Hamd o Allalı'a matısustur İ£İ, kulu Muhammed'e (aleyliisselâm) Kur'ân'ı indirdi, onun mâna ve lâfzmda bir çarpıklık yapmadı.

2 — Dosdoğru olarak kendi katmdan imansızları şid< detli bir azap ile korkutmak ve sâlih ameller işleyen mü'min-iere güzel bir ecir (cennet) olduğunu müjdelemek için yaptı.

3 — Ebediyyen orada (cennette) kalacaklardır.

4 — Bir de ccAllah çocuk edindi» diyenleri (azapla) korkutmak için yapmıştır.

5 — Allah çocuk edindiğine dair ne kendilerinin bir ilmi vardır, ne de (taklid ettikleri) babalarının. Ağızlarından çıkan o söz ne büyük!.. Onlar, ancak yalan söylüyorlar...

6 — Şimdi bu Kur'ân'a iman etmezlerse, belki arkalarından esef ederek kendini üzeceksin.

7 — Biz, yeryüzünde olan şeyleri, yer halkma bir süs yaptık ki, insanların hangisi daha güzel bir amelde bulunacağını imtihan edelim.

8 — Şu da muhaklcak ki, biz yeryüzünde olan şeyleri (süsleri) kupkuru bir toprak yaparız!..

9 — Yoksa, (ey Resulüm), uzun zaman mağarada uykuda kalan Kehf ve Rakım ashabı, bizim mu'cizelerimîzden şaşılacak bir şey oldular mı sandın?..

10 — Hatırla ki, o vakit, o genç yiğitler mağaraya sığındılar da şöyle dediler: «Ey Rabbimiz! Bize, tarafından bir rahmet ihsan buyur ve işimizden bize bîr basan hazırla!»
-o-
Ey insan!.. Perişan rüyaların uykularına dalma da Kur'ân hakikatlarmm cennetlerinde yaşa!..

(110) Ebû Dâvûd.
(111) etTerğîb ve't-Terhîb.
(112) et-Terğîb ve't-Terhîb.
(113) Taberânî.
(114) İbn-i Merdûye rivayet etmiştir.
(115) Tirmİzî. Buhârî.
(116) Metâlib. Kehf sûresi, âyet: 110.


Siz bu yazıyı okuyan counter şanslı kişiden birisiniz..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

1 9